Nature Health dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, günlük beslenme tercihlerinin aynı geceki uyku üzerindeki etkisini mercek altına aldı.
Araştırmada gerçek yaşam koşullarında tutulan beslenme kayıtları ile giyilebilir cihazlardan elde edilen uyku verileri birlikte değerlendirildi. Toplam 4 bin 793 gecelik veri üzerinden beslenme ile derin uyku, REM uykusu, hafif uyku ve gece kalp hızı arasındaki ilişkiler incelendi.
Lif arttıkça uyku değişti
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri lif tüketimiyle ilgili.
Lif yoğunluğu daha yüksek günlük beslenmenin, daha fazla derin uyku ve REM uykusuyla ilişkili olduğu görüldü. Buna karşılık hafif uykunun payında azalma tespit edildi.
Araştırmacılar ayrıca liften zengin beslenmenin gece boyunca ölçülen ortalama kalp hızının daha düşük olmasıyla da ilişkili olduğunu belirledi.
Ancak çalışma, belirli bir besinin tek başına “iyi uyku sağladığı” anlamına gelmiyor. Bulgular, günlük beslenme düzeni ile uyku fizyolojisi arasında ölçülebilir ilişkiler bulunduğunu gösteriyor.
Sofradaki bitki çeşitliliği de önemli
Çalışmada yalnızca tüketilen lif miktarı değil, gün içinde yenilen farklı bitkisel gıdaların çeşitliliği de değerlendirildi.
Meyve, sebze, baklagil, tam tahıl ve diğer bitkisel kaynakların daha çeşitli tüketildiği günlerde gece kalp hızının daha düşük olduğu görüldü.
Bitkisel gıdaların ağırlıkta olduğu beslenme düzeninin bazı uyku evreleriyle de olumlu yönde ilişkili olduğu belirlendi.
Akşam yemeğinin zamanı da etkiliyor
Araştırmacılar öğün zamanlarının da uyku üzerinde rol oynayabileceğini ortaya koydu.
Özellikle yatmadan önceki altı saat içinde günlük enerjinin daha büyük bölümünün tüketilmesi, toplam uyku süresinde küçük bir artışla ilişkilendirildi. Buna karşılık gece kalp hızında da yükselme görüldü.
Araştırma, uyku kalitesinin yalnızca yatak odasında başlayan bir süreç olmadığını; gün boyunca yapılan beslenme tercihlerinin de gece uykusuyla bağlantılı olabileceğini gösteriyor.


